» Her Derde Deva Bizde Bedava; Dorukcan Bilgi Paylaşım Platformu

    • Facebook Hesabınız İle Sitemize Hızlı Üye Olup Giriş Yapabilirsiniz
    • Veya Bilgilerinizi Kendiniz Girerek Üye Olup Giriş Yapabilirsiniz

» NükteHiciv Kategorileri

  • Kategori
  •    Cansız Hoca 15
  •    Neyzen Tevfik 20
  •    Nefi Ömer 4
  •    Şair Eşref 12

» Hit NükteHiciv

» Son NükteHiciv Yorumları

» NükteHiciv İstatistikleri

  • NükteHiciv Sayısı 51

  • Okunma Sayısı 123592

  • Kategori Sayısı 4

  • Yorum Sayısı 0

» Neyzen Tevfik Anlatıyor

NükteHiciv Resmi
Bookmark and Share
  • Beğenenler (0) Beğenmeyenler (0) Toplam (0)
      Beğenenler & Beğenmeyenler
Beğen Beğenme
Neyzen Tevfik Kategorisinde Gez
               

  "Okula yeni başlamıştım, bir aksam paydos olmuş, ben babamla beraber eve gitmek üzere yola koyulmuştum. Tam çarsı hizalarına geldiğimiz sırada uzaktan gelen davul,zurna sesleriyle durakladık. Ben daha o yasta musikinin tutkunu, çılgınca düşkünüydüm. Babamı elinden çekerek çalgı seslerinin geldiği tarafa doğru adeta sürüklüyordum. Nihayet alayın ucu Köskiçi meydanında göründü. Biraz daha yaklaşınca zurna ve lavtaların ahengine tempo tutan davul tokmakları sanki hep birden kafama inmeye başlamıştı. Yaklaşan kalabalığın ellerinde on,on beş sırık, sırıkların ucunda da kesik insan kafaları vardı. Gözlerim dehşetle yuvalarından fırlamış ve ben çığlığı basmıştım. Şaşıran babam, güya o feci manzarayı bana daha fazla göstermemek için önünde durduğumuz demirci dükkanının içine dalıvermişti. Oysa olan olmuş ve çocuk ruhumda müthiş bir kasırga kopmuştu. Eve,dinmeyen titremeler içinde getirildim ve ve birçok korku ilaçlarından geçirildim.Fakat yazık ki bilincimin bir burcu göçmüş, akil tahtamın bir çivisi demirci dükkanında düşüp kaybolmuştu." Bundan sonra Neyzen'de olağandışı bir durgunluk başlamış ve durum birkaç yıl sonra babasının memurluğunun nakledildiği Urla'da "sara nöbetleri" halinde uzun süre devam etmiştir. Annesi tarafında tedavi için İstanbul’a getirilmiş, fakat ne doktorlardan,ne de hocalardan yararlanılamamıştır.

Kısaca, Koca Neyzen çocukluk döneminden gençlik çağına böyle bir ruh durumuyla,hasta olarak girmiştir. Urla'da dağda ,kırda avlanarak vakit geçirmektedir. iste bu sıralarda, bir gün Urla çarsısında önünden geçtiği bir berber dükkanından kulagina yansıyan bir ney sesi,bütün hayatına yön veren "Neyzen’liğe" doğru attığı ilk ciddi adim olmuştur. Disiplinli eğitim ve öğretime karsı olmuştur. 19 yasında İstanbul’a geldi ve Fethiye medresesine yerleşti. Bu sırada ününün bayraktarı, her bakımdan hocası, yol göstericisi Mehmet Akif ile tanıştı. Akif o zamanlar 28-30 yaslarındaydı.

Medresede "setre ve pantolon giyiyor,sarık ve cübbe taşımıyor", mevlevihanede ise "namaz kılmadığı, abdest almadığı" iddialarıyla çoğu kez jurnal edilmiştir. Hür düşünceli ve pervasız bir insan olan Neyzen,çok defalar Zaptiye Kapısı denilen yerde hapsedilmiş ve hafiyelerin takibinden kurtulamamıştı. Onu koruyan Mabeyin katiplerinden Evranoszade Sami Bey de ilgisiz kalınca, 1903 yilinda Misir'a kaçmaya mecbur oldu. Mısır’da yedi yıl kaldı sonra tekrar Istan bula döndü. Bir konuşmasında Münir Süleyman Çapanoğluna şunları  anlattı: "Birinci dünya harbine kadar 1868 okka (
2400 kg) rakı içtim. Ondan sonrasını hesap etmedim. Bir mandalina ,bir dilim portakalla 1 okka (1283 gr) rakı içtiğim çok olmuştur. Aylarca değil yemek ,bir lokma ekmek bile ağzıma koymadım. Rakıdan başka 3-4 ton esrar içtim. Bir o kadar da afyon yuttum. Bu üç azametli hükümdarlar, kafamın üstünde saltanat kurdular, senelerce kımıldamadılar. Bu üç büyük kuvvetin sayesinde her renge girdim, her boyaya boyandım. Sürttüm, şef oldum ,serserilerle gezdim,parasız kaldım. Sokaklarda, Yeni Camii'nin arkasındaki merdivenlerin üstünde köpeklerle koyun koyuna yattım. Tas,soğuk, yağmur bana hiçbir şey yapmadı ,sapasağlam gezdim. Fakat bazen tımarhaneyi boyladım, hem kaç kere.Mazhar Osman Beyle bunun için aramız çok iyidir. Velhasıl her ne türlü hayat sekli varsa hepsinin üstüne çadır kurup oturdum." "Dostlarım hırsızlar, yankesiciler ,esrarkeşlerdi. Yeni Cami’de Arnavut İsa'nın kahvesinde gece isçileri (hırsızlar), dızdızcılar (dolandırıcılar), mantarcılar (düzenbazlar) arasında yattığım zamanlar, hayatimin mutlu anılarıydı. Orada efsanevi bir hayat sürdüm. Bir padişah ,bir derebeyi gibi yasadım. Rakımı, mezemi, esrarımı hep bu adamlar sağlıyorlardı. Çalıyorlar, çırpınıyorlar, bana bakıyorlardı. Ya ben onlara ne yapıyordum, hiç...Birkaç taksim iste o kadar.

Kahvenin bir kösesinde, tavana yakin bir yer yapmışlardı, iste ben burada yatardım. Bazı geceler,söyle basımı kaldırıp aşağı baktığım zaman,yerde,malta taşları üzerinde bir yığın insan gözüme çarpardı. Bunlar, yattıkları yerin mevkiine, sınıfına  göre on kuruştan yüz paraya kadar gecelik yatma ücreti verirlerdi."

"Bazen midemi ispirto ile ısladıktan  sonra,kafama da kuvvet vermek için bir "çifte telli" (iki sigara kağıdından yapılan esrarlı sigara) yapar,sari kızdan (esrar) bir iki nefes çeker,yola çıkardım. Doğru Sadrazam Talat Paşa’nın kapısına, kendisine haber yollardım. Dünyalığımı gönderirdi hemen rahmetli."

Neyzen Tevfik'in bundan sonraki hayati da içkiyle,bilinç ve cinnet,dost çevreleriyle meyhane ve akil hastanesi,bekar yada otel odalarıyla, kahvehane ve sokak arasında geçecektir.


" Hangi islahata basvursan düzelmez bu memleket,

  Bir giderse fiskirir bin mürtekib, bin muhtelis.

  Kanli hendekler kazar devlete millet beynine,

  Saltanattan yadigar-i mel'anettir her..."



Etiket : Neyzen, Tevfik, Anlatıyor,
NÜKTEHİCİV BİLGİLERİ
Ekleyen : Dorukcan | Kategori : Neyzen Tevfik | Tarih : 19.10.2010 03:19:07 | Hit : 1554 | Yorum : 0

» NükteHiciv Yorumları

NÜKTEHİCİV YORUM YAZ

 

» Copyright

2oo8-2o15 © Copyright Dorukcan.com
SiteMap | © C.C.P.