» Her Derde Deva Bizde Bedava; Dorukcan Bilgi Paylaşım Platformu

    • Facebook Hesabınız İle Sitemize Hızlı Üye Olup Giriş Yapabilirsiniz
    • Veya Bilgilerinizi Kendiniz Girerek Üye Olup Giriş Yapabilirsiniz

» MakaleYazılar Kategorileri

» Hit MakaleYazılar

» Son MakaleYazılar Yorumları

» MakaleYazılar İstatistikleri

  • MakaleYazılar Sayısı 154

  • Okunma Sayısı 304162

  • Kategori Sayısı 13

  • Yorum Sayısı 69

» EMEK VE GÖZ NURU

MakaleYazılar Resmi
Bookmark and Share
  • Beğenenler (0) Beğenmeyenler (0) Toplam (0)
      Beğenenler & Beğenmeyenler
Beğen Beğenme
Serbest Kürsü Kategorisinde Gez
               


Küçükken, rahmetli babaannem pirinç ayıklıyordu.



Bir tanesi yere düştü. Babaannem eğildi, aramaya başladı.


Sağa bakıyor, sola bakıyor, bulmaya çalışıyordu.


Çocukluk işte,


 


“aman babaanne, bir pirinç tanesi için bu kadar çaba harcamaya, yorulmaya değermi?” Dedim.


 


Rahmetli ilk defa sertleşti bana karşı, öfkeyle doğruldu.


 


“sen oturduğun yerden ahkam kesiyorsun, hiç pirinç üretilirken gördün mü? İnsanlar ne kadar zorluk çekiyorlar.


Bir pirinç tanesinde kaç insanın göz nuru, alın teri, emeği, çilesi var biliyor musun?” Dedi.


 


Utancımdan kıpkırmızı olmuştum. Aradan yıllar geçti.


Hukuk fakültesinde öğrenciyim.


Alain’in proposlarını okuyorum. Birden irkildim.


Babaannemi hatırladım.


Alain, bir insan yerde bir iğne görüp de eğilip almazsa, bütün uygarlığa karşı ihanet etmiş olur diyordu.


İlave ediyordu.


Bir iğnenin üretiminde binlerce insanın alın teri, göz nuru, el emeği vardır diyordu.


On dokuz yıl evveldi stockholm’e gitmiştim. Bir otele yerleştim.


Sabah traş olmak için lavaboya gittiğimde, aynanın yanında ilginç bir not gördüm.


-lütfen traştan sonra jiletinizi çöpe atmayın, yanda bir kutu var oraya bırakın, bir tek jiletle dahi olsa, isveç çelik sanayisine yardımcı olun. Yazıyordu.


Doğrusu hayretler içinde kaldım. Çocukluğumdan beri çelik eşya denince akla isveç çeliği gelir.


Birçok eşya üzerinde ‘isveç çeliğinden yapılmıştır’ diye yazardı.


İşte o ülke, kullanılmış bir tek ufacık jiletin bile çöpe gitmesini istemiyor, ona sahip çıkıyor, gelen turistlere rica yollu uyarıda bulunuyordu.


İsviçre’de zaman zaman belli periyotlarla radyolar, televizyonlar bir haberi duyurur.


“şu tarihte, şu saatte, adamlarımız gelecek. Siz lütfen hazırlığınızı yapın. Okumadığınız, ilgilenmediğiniz, kullanmadığınız ne kadar kitap, dergi, gazete varsa, kağıt ambalaj, kutu varsa, velev ki, bir ilaç prospektüsü dahi olsa, kapının önüne koyun. İsviçre’nin kalkınmasına yardımcı olun. Fazla ağaç ziyanına engel olun.”


Japonlar son derece sade, basit, yalın mütevazı yaşayan insanlardır.


Evlerini mobilya ile eşya ile dolduranlar japonlara göre ruhen tekamül edememiş, hayatın manasını anlayamamış, zavallı kimselerdir…


Böyleleriyle; evini mezat salonuna çevirmiş zavallı, diye eğlenirler.


Bir insanın gösteriş için eşyanın esiri olması ne kadar acıdır.


Vaktiyle japon ekonomisi darboğazdan geçiyor.


İç borçlar, dış borçlar gırtlağı aşıyor.


Zamanın başkanı meclisi toplar. Kürsüye çıkar. Durumu olanca açıklığı ve tehlikeleri ile anlatır ve;


“şu andan itibaren, tanrı şahidim olsun ki, japonların iç ve dış borçları son kuruşuna kadar ödenmeden, pirinçden başka bir şey yemeyeceğim. Şu üstümdeki elbiseden başka elbise giymeyeceğim.” Der.


Dediklerini yapar, en üstten en alta bir israftan kaçınma kampanyası açılır. Japonya bütün borçlarını öder.


Bu durumun toplumun bütün kesimlerini, tek istisna olmadan kapsadığını söylemeye gerek yok sanırım.


Geçen gün japon imparatoru’nun sarayını tv de gördüm.


Yarabbim, ne kadar sade, ne kadar mütevazı, ne kadar gösterişten uzak…


Gerekmediği halde elektriği yakmakla, suyu kapamadan boş yere akıtmakla, gece çamurlu ayakkabılarımızı temizlemeden yatmakla, yemek yediğimiz kapları yıkamadan bırakmakla biz de zalimler sınıfına geçmiyormuyuz? Hayat çok ince, akıl almaz incelikte ipliklerle örülmüştür. Her şey o kadar birbirine bağlıdır ki, ilkokul okuma kitabımızdaki sözü hiç unutmadım.


Bir mıh bir nalı kurtarır.


Bir nal bir atı, bir at bir komutanı,


Bir komutan bir orduyu,


Bir ordu bir ülkeyi kurtarır diyordu.


Maddi durumunuz ne olursa olsun, ister zengin olalım ister fakir, hepimiz çok dikkatli olmak zorundayız. Burada parayı da, maddiyatı da aşan büyük bir edep ve incelik vardır. Ve, israf haramdır.




Etiket : EMEK, NURU,
MAKALEYAZILAR BİLGİLERİ
Ekleyen : Murat | Kategori : Serbest Kürsü | Tarih : 10.09.2009 21:45:31 | Hit : 1828 | Yorum : 0

» MakaleYazılar Yorumları

MAKALEYAZILAR YORUM YAZ

 

» Benzer MakaleYazılar

» Copyright

2oo8-2o15 © Copyright Dorukcan.com
SiteMap | © C.C.P.