» Her Derde Deva Bizde Bedava; Dorukcan Bilgi Paylaşım Platformu

    • Facebook Hesabınız İle Sitemize Hızlı Üye Olup Giriş Yapabilirsiniz
    • Veya Bilgilerinizi Kendiniz Girerek Üye Olup Giriş Yapabilirsiniz

» MakaleYazılar Kategorileri

» Hit MakaleYazılar

» Son MakaleYazılar Yorumları

» MakaleYazılar İstatistikleri

  • MakaleYazılar Sayısı 154

  • Okunma Sayısı 280525

  • Kategori Sayısı 13

  • Yorum Sayısı 69

» Yeraltından Notlar 2 Fiyodor DOSTOYEVSKİ

MakaleYazılar Resmi
Bookmark and Share
  • Beğenenler (0) Beğenmeyenler (0) Toplam (0)
      Beğenenler & Beğenmeyenler
Beğen Beğenme
Ne Okudunuz Kategorisinde Gez
               

Yeraltından Notlar 2 Fiyodor DOSTOYEVSKİ 
Sevgili okuyucularım, sizin dinlemek isteyip istemediğinizi  bilmem, ama şimdi size niçin bir böcek bile olamadığımı  anlatmak istiyorum. Şunu bütün ciddiyetimle belirteyim, pek  çok kez böcek olmayı istemişimdir. Ne yazık ki buna bile  erişemedim. Baylar, yemin ederim, her şeyi fazlasıyla anlamak  bir hastalıktır; hem de tam anlamıyla, gerçek bir hastalık.  Normal bir insanın anlayış gücü, -başka bir söyleyişle-  yeryüzünün en soyut, en işini bilen kenti olan Petersburg'ta  (öyle ya, kentlerin işini bilenleri de var, bilmeyenleri de.)  yaşamak gibi katmerli bir talihsizliğe uğramış 19. yüzyıl aydınının payına düşen anlayışın yarısı, dörtte biri, hatta  daha azı günlük yaşantımız için yeter de artar bile. Hani  nasıl derler, içinden geldiği gibi hareket edenlerin, elinden  iş gelenlerin anlayışıyla yetinmelidir insanoğlu. Bunları  işadamlarına efelik yapmak, hem de kılıcını şakırdatan  subayımız örneği en bayağısından efelik taslamak için  yazdığımı düşünmüyorsanız size istediğinizi veririm. Ama,  değerli okuyucularım, siz hiç hastalıklarıyla övünenleri,  üstelik bir de efelik taslamaya kalkışanları gördünüz mü? Gelin görün ki, oluyor böyle şeyler... İnsanlar hastalıklarıyla övünüyorlar, caka da satıyorlar; belki  herkesten çok ben yapıyorum bunu. Keselim tartışmayı, yersiz bir sav ileri sürdüğümü biliyorum. Ama şuna iyice inanıyorum  ki, değil fazlasıyla bilinçli olmak, bilincin her türlüsü  hastalıktır. Bence öyledir işte. Bir dakika geçelim bunu,  şimdi söyleyin bakalım: Bazen, hem de terslik bu yana,  eskilerin deyimiyle "bütün güzel, yüce şeyler"in inceliğini  kavramaya hazır olduğum zamanlar, evet, tam bu sırada, o  güzellikleri anlayacak yerde, neden belki de herkesin  yapabileceği biçimsiz hareketleri, hem de sanki özellikle  yapıyormuş gibi, tam yapılmaması gerektiğini anladığım bir  zamanda yapıyorum? Niçin iyilik üstüne, güzel, yüce şeyler üstüne anlayışım derinleştikçe, batağa daha çok saplanıyorum,  neredeyse boğulmama ramak kalıyor? Beni asıl şaşırtan şey, bu durumun bende rasgele değil de sanki öyle gerektiği için olmasıydı. Durumum bir hastalık ya da aksaklık değil, benim her zamanki davranışımdı sanki; sonunda buna karşı koyma  isteğim bile kalmadı. Bunun belki de benim doğal durumum olduğuna neredeyse inanacaktım, gerçekte inanmış da olabilirim. Başlangıçta bu karşı koymanın beni ne kadar üzdüğünü bir bilseniz! Başkalarının da aynı durumla karşılaştığına inanmadığım için bunu bir giz olarak sakladım yaşamım boyunca. Yaptıklarımdan utanırdım, (Şimdi bile utanıyorum belki de.) utanmam bazen o kerteye varırdı ki, o iğrenç Petersburg geceleri köşeciğime çekilmekten gizli,  aşağılık, anormal bir sevinç duyar; o gün yine bir kepazelik  yaptığımı, hatamı bir daha onaramayacağımı anlayarak kendimi  için için yer dururdum. Kendimi suçlarken acılarım alçakçasına zayıflamaya başlar, sonra da hazza dönüşürdü. Evet, yanlış anlamadınız, bildiğiniz şu haz! Başkalarının da aynı hazzı duyup duymadıklarını öğrenmek için bu konuyu açtım. Konuyu biraz daha derinleştireyim. Küçüldüğünüzü ve bu yolda en aşırı dereceye varmış olduğunuzu fark etmekten doğar bu haz.  Durumunuzun umarsızlığını, başka bir adam olamayacağınızı,  değişmek için zamanınız, inancınız bulunsa bile değişmeyi kendinizin de istemeyeceğini anlamanın tadına doyum olur mu?  Hem değişmek isteseniz ne olurdunuz ki, belki sizin için  aslında başka yol yoktu! En önemlisi de bütün bunların, derin anlayışın doğal ve temel yasaları sonucu, bu yasalara bağlı olarak kendiliklerinden ortaya çıkmasıdır. O nedenle değişmek  şöyle dursun, bu durumda yapılacak bir şey yoktur. Derin  anlayış yasalarına göre şu sonuca varabiliriz: Aşağılık bir  herif ciğerinin beş para etmediğini kavramakla kendisine bir  avunma payı çıkarır gibidir.

Eh, yeter artık... Bu kadar laf ettim de yine bir şey açıklayabildim mi? Bu işin hazzını nasıl açıklayacağız? Olsun, ben üstesinden gelirim. Kalemi ne diye aldım elime! Öyleyse sonuna dek götüreceğim... Sözgelişi, çok onuruna düşkün bir adamım ben. Bir kambur, bir cüce kadar da kuruntulu, alınganım; ama ne yalan söyleyeyim,  birisinin kalkıp beni tokatlamasından kıvanç duyacağım çok zamanlar olmuştur. Ciddi söylüyorum; herhalde bunda da ayrı bir tat, kuşkusuz acıdan doğan bir tat bulabiliyordum. Acıda hazların en tatlısı saklıdır, hele bir de insan, durumunun umarsızlığını çok iyi anlarsa! Dönelim yine tokat konusuna,  tokadı yer yemez bilincim içine düştüğüm durumu incelemeye koyulur. En önemlisi de kendimi her davranışımda suçlu bulmamdır, daha kötüsü, değişmez yasaların bir sonucuymuş gibi suçsuzken bile kendimde bir suç aramamdır. Bunun birinci nedeni, çevremdekilerden daha akıllı olmamdır herhalde. (Her zaman kendimi çevremdekilerden akıllı bulur, hatta inanmazsınız, bundan dolayı utanırdım. En azından kimsenin yüzüne açıkça bakamaz, bakışlarımı kaçırırdım.) Suçlu olmamın ikinci nedeni ise, gönlü yüce (âlicenap) bir insan da olsam,  bunun yararsızlığını görerek üzüleceğimi anlamamdır. Herhalde gönlü yüceliğimi hiçbir yerde kullanamazdım. Tokat atanın bunu doğa yasalarına uyarak yaptığını kabul ederek, hem doğa yasalarını bağışlamak elde olmadığı için adamı bağışlamaz; hem de aynı yasalar nedeniyle de meydana gelse, bu incitici olayı unutamazdım.

Öte yandan gönlü yüce değilim diye adamdan öç almaya kalksam, bunu yapmak elimden gelir miydi? Sanmam, çünkü elimden gelse bile bir şey yapamıyordum. Niçin mi? İşte bu konuda birkaç sözüm daha var.  



Etiket : Yeraltından, Notlar, Fiyodor, DOSTOYEVSKİ,
MAKALEYAZILAR BİLGİLERİ
Ekleyen : Dorukcan | Kategori : Ne Okudunuz | Tarih : 16.01.2017 11:46:50 | Hit : 453 | Yorum : 0

» MakaleYazılar Yorumları

MAKALEYAZILAR YORUM YAZ

 

» Copyright

2oo8-2o15 © Copyright Dorukcan.com
SiteMap | © C.C.P.