» Her Derde Deva Bizde Bedava; Dorukcan Bilgi Paylaşım Platformu

    • Facebook Hesabınız İle Sitemize Hızlı Üye Olup Giriş Yapabilirsiniz
    • Veya Bilgilerinizi Kendiniz Girerek Üye Olup Giriş Yapabilirsiniz

» KöşeYazı Kategorileri

  • Kategori
  •    Aşka Dair 41
  •    Biz Bize 5
  •    Güncel 12
  •    Yaşama Dair 72
  •    Siyaset 40
  •    Şiir Seli 24
  •    Serbest Köşe 7

» Hit KöşeYazıları

» Son KöşeYazı Yorumları

» KöşeYazı İstatistikleri

  • KöşeYazı Sayısı 202

  • Okunma Sayısı 392167

  • Kategori Sayısı 9

  • Yorum Sayısı 200

» ANNE

KöşeYazı Resmi
Bookmark and Share
  • Beğenenler (1) Beğenmeyenler (0) Toplam (1)
      Beğenenler & Beğenmeyenler
      almula(+1),
Beğen Beğenme
Serbest Köşe Kategorisinde Gez
               
ANNE

Olur olmaz her şeye ağlayan Anne, kocasının ölüm haberini aldığında evi
badana ediyordu... Elinde badana fırçası, olduğu yere çöktü kaldı...
Ağlamadı. Konuşmadı da. Günlerce konuşmadı... Demiryolcu olan kocası
bir tren kazasında ölmüş, beş çocukla dul kalmıştı. Büyük kızı evliydi, bir
sonraki kızı hukuk fakültesine gidiyordu. 40-50 bin nüfuslu bir doğu
kentinde, kızını ta Ankara'lara, hukuk fakültesine göndermek kolay bir iş
değildi o dönemde. Hısım akrabanın, konu komşunun fiskoslarına aldırmamış
okumaya göndermişti kızını... Büyük oğlu lisede, ortanca oğlu ortaokulda,
en küçük oğlu ise ilkokulda okuyordu. Çocukken gönderildiği Kuran Kursunda
Arapça ve Osmanlıca öğrenmişti. Türkçe okuyup, yazmayı çocukları ilkokula
başladıktan sonra, onlara ders çalıştırmak için öğrendi...

Bu sayede tanıştı dış dünya ile. Kocasının her akşam eve getirdiği gazeteleri
okuyarak... Akıllıydı... 'Reis' derdi kocası ona... Her türlü ev işinden başka
tarla, bahçe işleri ile de o ilgilenirdi. Buna rağmen çok severdi kocasını. Hâlâ da
çok sever. Arada bir rüyasında görür onu. Gördüğü rüyayı unutmasın diye
gecenin bir yarısı çocuklarını uyandırıp anlatır... Çocuklarını büyütüp,
yetiştirmesi ise uzun hikaye... Kocasının ölüm haberini aldıktan üç gün
sonra ağzını ilk kez açtığında söylediği ilk cümle "gideceğiz buradan" oldu.

Bu karara karşı çıkan hısım akrabaya "çocuklar" diyerek direndi. "Onların
okuması lazım." Tanıdık berberlerin, terzilerin, iyi niyetli çırak alma tekliflerini
kulak arkası etti. O güne dek saygıda kusur etmediği kaynanasının; "O....
olmaya mı gidiyorsun Ankara'ya?" sözünü ise tınmadı bile. Yıllar sonra "O da
haklıydı." demişti. "Genç yaşta yitirdiği tek oğlunun yanısıra bir de onun
yadigârlarından, torunlarından ayrı düşmenin acısı ile söyledi o sözü."

Yapılırken kerpiçini, harcını sırtında taşıdığı evini kiraya vererek, tası tarağı
toplayıp bir vagona yükledi. Çocukları ile beraber bir kompartmana doluşup
Ankara'ya gitti... Bütün okullara yakın olmasına dikkat ederek bir ev kiraladı.
Çocuklarını yürüme mesafesindeki okullara kaydettirdi. Okul tatillerinde
memleketine gidip yıllık erzakını yaptı ama yinede zordu hayat. Kira, okul
masrafları ağır gelmeye başladı. Oğullarına kıyamıyordu ama abla'ya nazının
geçeceğini biliyordu. Fedekârlığı ondan istedi. Abla hukuk öğrenimini bırakıp,
demir yollarında işe girdi. Çocuklar, ne yaşanılan hayatın zorluğunu fark etti,
ne de babasızlığı. Hepsi okudu. Büyük oğlu devletin açtığı sınavları kazanarak
gittiği Almanya'dan yedi yıl sonra doktorasını yaparak döndü. Kısa sürede
profesör oldu. Ortanca oğlunun küçüklüğünden bu yana merak sardığı tiyatrodan
vazgeçmeyeceğini anlayınca ancak bir üniversite bitirmesi ve daha da önemlisi
yedek subay olarak askerliğini yapması koşulu ile tiyatrocu olmasına izin verdi.

Şimdilerde onu sahnede, tv ekranlarında görüp, kocasının ölüm haberini aldığı
zaman tuttuğu gözyaşlarını esirgemiyor. Söylemeyi unuttum; o, yani anne
sadece mutluluk duyduğunda ya da duygulandığında ağlar... Küçük oğlu da en
büyük ağabeyin izinden giderek akademik kariyerini tamamladı. Profesör oldu...
Yaşı bilinmiyor annenin. En az 85'indedir diye tahminler yapılıyor. Belki de 90!..
Üç büyük ameliyat geçirdi. Tansiyonu ancak ilaçlarla dengede duruyor.Romatizma
ve yaşlılık bir zamanlar taşı sıksa suyunu çıkaracak kadar güçlü olan adalelerini
bitirip, tüketti. Yatağa bağlandı.Tekerlekli yürütecinin yardımı ile tuvalete gidebiliyor
ancak.Ve buna şükrediyor... Her zaman ilgi duyduğu dış dünya ile tek bağlantısı
katarakt ameliyatına rağmen okumakta zorlandığı gazeteler. İşitme cihazı ise hiç
işe yaramıyor. Dudak okuyarak anlaşıyor etrafı ile...Yine de mutlu. Tek pişmanlığı
son seçimlerde Ecevit'in partisine verdiği oy. Tek dileği ise kimselere, özellikle de
yatağa bağlandıktan sonra kendisine çiçekler gibi bakan çileli kızına; abla'ya daha
fazla yük olmadan sessizce ölmek... Ölüp cennete gitmek ve orada henüz otuzbeş
yaşındayken yitirdiği kocası ile buluşarak adamına; çocuklarını vatana, millete
hayırlı birer evlat olarak yetiştirdiğini ve kendilerini kurtardığı müjdesini vermek...

Anneler gününde annem geldi aklıma... Şöyle ya da böyle Anadolu'daki
yüzbinlerce anneye olduğu kadar sizin de annenize benzeyen
kendi annem... Ne desem bilmem ki!..
Ne desek!..


Kenan Işık



Etiket : ANNE,
KÖŞEYAZI BİLGİLERİ
Ekleyen : Murat | Kategori : Serbest Köşe | Tarih : 14.03.2012 12:42:56 | Hit : 1266 | Yorum : 1

» KöşeYazı Yorumları

KÖŞEYAZI YORUM YAZ

 
  • Murat

    Şimdi annemi düşündüm de... Şöyle ya da böyle Anadolu'daki
    yüzbinlerce anneye olduğu kadar sizin de annenize benzeyen
    kendi annem... Ne desem bilmem ki!..
    Ne desek!...

    14.03.2012 12:48:21


    Beğenenler (0) Beğenmeyenler (0) Toplam (0)

» Benzer KöşeYazıları

» Copyright

2oo8-2o18 © Copyright Dorukcan.com
SiteMap | © C.C.P.