» Her Derde Deva Bizde Bedava; Dorukcan Bilgi Paylaşım Platformu

    • Facebook Hesabınız İle Sitemize Hızlı Üye Olup Giriş Yapabilirsiniz
    • Veya Bilgilerinizi Kendiniz Girerek Üye Olup Giriş Yapabilirsiniz

» KöşeYazı Kategorileri

  • Kategori
  •    Aşka Dair 41
  •    Biz Bize 5
  •    Güncel 12
  •    Yaşama Dair 72
  •    Siyaset 40
  •    Şiir Seli 24
  •    Serbest Köşe 7

» Hit KöşeYazıları

» Son KöşeYazı Yorumları

» KöşeYazı İstatistikleri

  • KöşeYazı Sayısı 202

  • Okunma Sayısı 378419

  • Kategori Sayısı 9

  • Yorum Sayısı 200

» Tatil Aşkı - 3

Bookmark and Share
  • Beğenenler (1) Beğenmeyenler (0) Toplam (1)
      Beğenenler & Beğenmeyenler
      sunam(+1),
Beğen Beğenme
Aşka Dair Kategorisinde Gez
               

"Kahvemi içiyorum şu anda, bak tam da tatilde kahvaltı sonrası deniz kenarında içtiğimiz saatte." diyorum. Pekte ilgilendiğini söyleyemem açıkçası ne kahveyle, ne de kahve saatiyle. Olabilir, her şey stres sebebi bu devirde. Kahve hakkında yorum yapacak hali de olmayabilir. Ama kahve tadında yaşamak her şeyi. Acımtırak, buruk, bazen aromalı tarafından belki de. Güzel bence.


Ama kendimi pek bir anlayışlı bulduğumu itiraf etmeliyim yani.


Mesajla, internet üzerinden, telefonla olabildiğince iletişim halinde ama büyük şehrin iki ucunda olmanın verdiği sıkıntıyla birkaç günü daha atlatıyoruz. Umurumda hiç olmayan gün sayma olayına ben girmişim meğer hiç fark etmeden. Her günün sonunda değerlendirme yaparken buldum kendimi bir anda. Sonra bunu bırakmaya söz verdim kendime.


Hafta içi bir akşamüstü beni Taksim’e çağırıyor. Öyle yorgun, öyle halsiz hissediyorum ki kendimi gidebileceğimden emin bile değilim. Hem ertesi gün erkenden katılmam gereken bir toplantı var ve ben bu halde dışarı çıkarsam pekte başarılı geçeceğine inanmıyorum açıkçası. İşte kadın ve erkeğin farkları buralarda ortaya çıkıyor. Şimdi benim yerimde bir erkek olsaydı cevap şöyle olmaz mıydı? "Ya kızım bir dur. Hafta sonuna ne kaldı.. Gelsin çıkarız. Hem yarın iş güç var, günler torbaya girmedi ya. Vs vs." Ha sonunda gidilir gidilmez ayrı konu ama böyle bir sohbet geçerdi ikili arasında. Ya da şöyle söyleyeyim. Ben bunları duya duya artık hafta içleri pek dışarı çıkmamaya özen gösterir oldum. E tabi büyüdük biraz da.


Sonunda ben kendimi duşta ve ne giyeceğimi düşünürken buldum. Hazırlandım. En son görüşmemizde hazır olunca aramamı aynı anda yola çıkarsak birbirimizi fazla bekletmeyeceğimizi konuşmuştuk. Aradığımda pekte hoş olmayan bir ses tonuyla işinin çıktığını, programı iptal etmek zorunda kaldığını, hem onunda benimde yarın işlerimiz olduğunu, bu akşam dinlenip hafta sonu çıkmanın belki de en mantıklısı olduğunu söyledi, anlattı.


Ben ise ilk aklıma gelenleri, yorgun olduğumu, ertesi gün bir toplantıya katılmam gerektiğini, hem hafta sonu çıkmanın daha mantıklı olacağını neden söylemediğime hayıflanmakla meşguldüm o arada. Gerçekten neden hemen gitmeyi kabul ettim ki ben, o ise hemen programı iptal edebildi. Hem de benim gerekçelerimle. Hem de hazırlanmışken.


Eski erkek arkadaşlarımdan biri geldi aklıma. Adam cerrah. Gerçekten çok yoğun bir çalışma temposunda ve bende buna şahidim. Çok erken saatlerde uyanıyor, çok uzun saatler boyunca ve çok geç saatlere kadar ameliyatlarda kalabiliyor. Dolayısıyla uyku düzeni istediği gibi değil ve bunu hafta sonu hiç yataktan kalkmamacasına destekleme derdinde. Ama bir yere kadar canımın içi. Olmuyor işte. Anlayışta bir yere kadar işliyor işte. Ama ben sabırlıyım ya. İdare ediyorum her şeyi.


Bir hafta sonu bana yemeğe gelmeye ikna ediyorum onu. İstediği yemekleri yapacağım. Güzel bir hafta sonu olacak ve istediği kadar da uyuyabilecek. Tamam diyor ama cumartesi akşamı gelirim ve hiç olmazsa cumartesi akşama kadar uyurum ki Pazar günüde biraz dolaşırız. Çok seviniyorum.


Cuma akşamından yemekler yapmaya başlıyorum. Ama gece gelen kötü bir haberle ailemden birinin geçirdiği bir kaza üzerine hastanede sabahlamak durumunda kalıyorum. Erkek arkadaşıma danışmam belki de yardım istemem gerektiği durumlar olsa da kendim halletmeye ve onu uyandırmamaya çalışıyorum. Uyandırmıyorum da zaten. Sabaha karşı eve gidip kafamı yastığa koyduğumda keşke bugünü iptal edebilsem düşüncesi geçiyor aklımdan. Ama ben böyle bir şeyi söyleyemem karşı tarafa. Yapamam. Öğlen uyandığımda bir mesaj atıyorum. Uyanık olma ihtimaline karşı. Akşam gelip gelemeyeceğine dair bir cevap vermesi için. Gelemeyeceğim demesini bekliyorum aslında içten içe. Akşamüzeri cevap geliyor. "Birazdan çıkıyorum hayatım. İptal edebilir miyim hiç senle olan bir programımı ben" Off yaa.


Neyse ben yemeklere dalıyorum bir taraftan ama hiç keyfim, halim yok. Geldiğinde her şey hazır, problem yok. Yemek yerken akşamdan bahsediyorum. Hastanede sabahlamamdan, orada olan problemlerden, nasıl çözdüğümden falan filan. Neden aramadın, haber vermedin diyor bana. Uyandırmak istemedim diyorum. Ve bir sessizlik çöküyor masaya nedense. Düşüncelere dalıyor. Uzun bir sessizlikten sonra bana "Ben senin kadar fedakâr olamam. Aynı şeyleri dün gece ben yaşamış olsaydım. Bugün sen gelemezdin bana. Arar ve iptal ederdim" diyor. Bu konu üzerinde konuşuyoruz bir süre. Bana hayatta hiçbir şeyin kendimden daha önemli olmadığını, en önemli şeyin kendi rahatım, kendi hayatım ve kendi şartlarım olduğunu kabullenmem gerektiğini diğer türlü hep fedakârlık yapmanın bir süre sonra beni ve ilişkimizi yoracağını anlatıp duruyor. Ama ben anlamak istemiyorum. Yapamam ki ben. Hala da yapamıyorum ki şekilde görüldüğü üzere ayrıca.


Ve o gece bizim son görüşmemiz oluyor. Ve ben hala anlamış değilimdir neden fedakâr olduğum için terk edildiğimi.


Ama bir şeyler öğrenebilmiş miyim? Koskoca bir hayır. Hala kendi gerekçelerimle planlar iptal edilebiliyor. Hala ne kadar yorgun ve müsait olmasam da insanları kırmamak için fırsatlar yaratabiliyorum. Hala kendimi bazen enayi gibi hissediyorum.


Neyse devam edecek tabii ki... 



Etiket : Tatil, Aşkı,
KÖŞEYAZI BİLGİLERİ
Ekleyen : Ayca | Kategori : Aşka Dair | Tarih : 05.07.2008 16:09:59 | Hit : 1698 | Yorum : 0

» KöşeYazı Yorumları

KÖŞEYAZI YORUM YAZ

 

» Copyright

2oo8-2o15 © Copyright Dorukcan.com
SiteMap | © C.C.P.