» Her Derde Deva Bizde Bedava; Dorukcan Bilgi Paylaşım Platformu

    • Facebook Hesabınız İle Sitemize Hızlı Üye Olup Giriş Yapabilirsiniz
    • Veya Bilgilerinizi Kendiniz Girerek Üye Olup Giriş Yapabilirsiniz

» Haber Kategorileri

» Hit Haberler

» Son Haber Yorumları

» Haber İstatistikleri

  • Haber Sayısı 347

  • Okunma Sayısı 744924

  • Kategori Sayısı 7

  • Yorum Sayısı 429

» LamI Cimi Yok Levent Kırca

Haber Resmi
Bookmark and Share
  • Beğenenler (0) Beğenmeyenler (0) Toplam (0)
      Beğenenler & Beğenmeyenler
Beğen Beğenme
İnsan ve Yaşam Kategorisinde Gez
               

Türkiye’de halk ayaklandı. Gençlik de başı çekti. İnsanlar birikmişlerdi. Doldular, doldular ve patladılar. Öyle bir patladılar ki... Bu patlamayı bütün dünya duydu. Duymakla kalmadı, hemen herkes Türk Halkı’nın yanında, Türk Gençliği’nin yanında yer aldı.

AKP Hükümeti’ne karşı tepkiler, kınamalar sürdü gitti. AKP’nin kabadayı başkanı, herkese posta koyduğu yetmiyormuş gibi, sair ülkeleri de payladı ve Kasımpaşa ağzıyla, “Bunlar şaşırmış ya” dedi. O hariç, bütün dünya şaşırmıştı. Bir başbakan düşünün ki, kendi halkının üzerine devletin tüm polislerini sürsün. Yasal eylem yapan halkına, silahsız insanlara, gençlere, çocuklara, bebeklere ve engellilere acımasızca boyalı ve asitli su sıkarak yurttaşları bir anlamda haşladı. Dünyada kullanılması yasaklanmış portakal gazıyla, insanları kör etti. Gerek plastik, gerekse gerçek mermiyle gencecik insanlar öldürüldü.

Baskılar bu kadarla da kalmadı. Halk bir yandan başbakan tarafından kışkırtılırken, eli sopalı, döner bıçaklı sivil polis ve çeteler de acımasızca halkın üzerine sürüldü. Hastaneler, AVM’ler polisler tarafından basılarak gazlandı.

Beyaz gömlekli doktorlar, yaralılara yardım ettikleri için, fişlenerek tutuklandı. İnsanlar hapishanelerde, gözaltılarda kayboldu. Durumu protesto eden avukatlar, adliyenin içinde yaka paça sürüklenerek ve darp edilerek gözaltına alındı.

Sonuç olarak, bunları hepimiz biliyoruz. Ne mutlu bize ki, bütün dünya da olayın farkında. BOP Eşbaşkanının oyunları bozuldu. ABD tarafından da istenmeyen adam ilan edildi.

Peki, kim kazandı?
Kazanan, elbette ki Türk halkı ve Türk gençliği idi. Ben kendi adıma, halkımıza ve gençlerimize yürekten teşekkür ediyorum. Gençlik bu eylemde resmen hükümeti, parmağında oynattı. Mizahıyla, esprileriyle görülmemiş bir ders verdi iktidara. Gençler korkusuzdu. TOMA’ların ve panzerlerin önünde oturdu. Adeta eğlendi devletin baskıcı tutumuyla. Esprili pankartlarla, böylesine ciddi bir eylemde, kırdı geçirdi dünyayı.

Sonuçta, muhalefet de dahil olmak üzere herkes dersini aldı. Dünyada, böylesine barışçıl mizah dolu bir eylem ilk kez yaşandı.

Çıkarılacak ders
Başbakan, Metro-Goldwyn Mayer’in aslanı gibi kükreyedursun, herkes kendine düşen dersi aldı.

Dedi ki gençler;

T.C.’mize, Bayrağımız’a, Cumhuriyetimiz’e, Atamız’a , özgürlüğümüze dokunursan...

Damla damla birikir, sel oluruz, coşarız, bendimizi de aşarız, enginlere sığmaz taşarız.

Ben bunun böyle olacağını, gençlerin dediklerini yapacağını gördüm ve inandım.

Lamı cimi yok!

Yaptılar...

Gene yaparlar...

Çarşı
Tek kelimeyle hayran kaldım Çarşı’ya. Bütün spor kulüpleri; yek vücut, kol kola, birlik içindeydiler. Çarşı’ya olan hayranlığım, inanılmaz boyutlara ulaştı. Çarşı’nın kahraman gençlerinden bazılarını da gözaltına alarak, örgüt üyeliği yaftası yapıştırdılar. Hatta Çarşı Ayrancı’ya karşı; ama sanki taraftar Ayrancı’ya hayranmış gibi, İnönü Stadı’na Beşiktaş taraftarı seninle gurur duyuyor yazılı kocaman bir bez astılar.

Bir buçuk saat sonra indirildi.

Bundan böyle, ben de Beşiktaşlı’yım biline! Ama Çarşı tribününden.

Ayşen Gruda
Çok eski tanırım Ayşen’i. Birlikte çok çalıştık. Hem iyi oyuncudur, hem de sapına kadar adamdır. Allah’ı var... Olayların yoğun yaşandığı günlerden birinde, gece, bağlandı gerçek yayın yapan TV’lerden birine. Duygu yüklü bir konuşma yaptı.

Başbakan’a hitaben;

“O’na” dedi. “Sayın demeyeceğim, Başbakan da demeyeceğim. Çünkü hak etmiyor!”

“İyisi mi ben O’na; Yeğenim diyeyim.”
Ve başladı konuşmaya...
Yeğenim... Yeğenim ...
Ülkeyi bölme!
Gençleri kışkırtma! Otur oturduğun yerde...
Yeğenim... Yeğenim...
Cumhuriyetimiz’i elleme, bizi birbirimize düşürme yeğenim...

Yeğenim...
Aklını başına al...
Yalan konuşma, hatta sus, hiç konuşma...
Konuştukça batıyorsun...
Yeğenim... Yeğenim...
Gel etme, eyleme...
Halkı çileden çıkarma...
Kendini, bu ülkenin sahibi sanma...
Bu kadar havalanma, sonra söndürürler havanı...
Yeğenim... Yeğenim...
Teşekkürler

Dünya tarafından da olağanüstü kabul edilen devrimci hareket sırasında pencerelerine, balkonlarına çıkıp saatlerce tencere, tava sesleriyle devrime eşlik eden, ışık yakıp söndürerek bu inanılmaz harekete destek veren, alt kat pencerelerini önüne tabak içinde limon, sargıbezi ve ekmek bırakan vatandaşlarımıza; yaralılara evlerini açan halkımıza; otellerini, dükkânlarını bir an için bile düşünmeden ardına kadar açan yurtsever insanlara; halkımız, gençliğimiz ve sanatçılar adına teşekkür ediyorum.

Var olun!

Alper Bahçekapılı
Çalıştığı gazetenin yandaşlığına dayanamayan, gazetecilik ilkelerine aykırı habercilik yapan gazetesindeki odasını topladı, çekmecelerini boşalttı... Etrafına son bir kez baktı...

Sabah gazetesinin kapısının önüne çıktı. Aç kalma pahasına da olsa, şerefi ve onuru birinci planda gelmekteydi. Birkaç saat kapı önünde kıpırdamadan durarak gazetesini protesto etti. Bastı istifayı, vurdu çantayı sırtına, yürüdü gitti. Dönüp, arkasına bakmadı bile. Genç gazeteci yazar kardeşimi, köşemden selamlıyorum.

Dolmabahçe Camii
Genç Devrimciler, devletin orantısız baskı ve şiddetine dayanamayınca, yaralıları da kucaklayıp, Dolmabahçe Camii’nin kapısına dayandılar. Yaralılara, acil yardım gerekmekteydi. Bir ölüm-kalım durumu vardı ortada. “Can Pazarı” yaşanıyordu. Caminin imam ve müezzini, kırılmak üzere olan cami kapısını açıp, ağır yaralıları içeri aldılar. Dinimiz de böyle emrediyordu. Bunu Allah için yaptılar. Gençler ayakkabılarını çıkarıp, itina ile girdiler içeri.

Yaralı kardeşlerimiz, Allah’ın Evi’ne sığınmışlardı. Orada sadece yaralılara bakıldı. Mobese kameraları da, bu gerçeği kaydetmişti.

Kimse içki filan içmedi. Can çekişenlere, can vermeye çalışıyorlardı. Her an, her saniye polisin darp ettiği ağır yaralılar, ardı kesilmeden camiyi dolduruyorlardı.

Bırakın içki içmeyi;

Hayatlarının derdindeydiler...

Sonuç olarak, camide içki içilmedi. İmam ve müezzin de, içki içilmediğini defalarca, bir din adamına yakışır biçimde ifade ettiler. Doğruyu söyledikleri için sürüldüler ve başlarına gelmedik kalmadı. Oysaki, onlar da yalan söyleyip, Başbakan’ın dediğini teyit etselerdi, taltif edileceklerdi.

Türk Genci, camide içki içilmeyeceğini çok iyi bilir. Başbakan, sürekli “Camide içki içildi” diye tutturuyor.

Bu tumturaklı yalanın arkasına, daha ne kadar gizlenecek acaba?

Gençlerimiz yüreğimize su serpti, bizi umutlandırdı. Hiç şüpheniz olmasın, Türkiye’yi mutlu bir gelecek bekliyor..

T.C. Levent KIRCA



Etiket : LamI, Cimi, Levent, Kırca,
HABER BİLGİLERİ
Ekleyen : Dorukcan | Kategori : İnsan ve Yaşam | Tarih : 27.06.2013 11:42:04 | Hit : 1630 | Yorum : 0

» Haber Yorumları

HABER YORUM YAZ

 

» Benzer Haberler

» Copyright

2oo8-2o15 © Copyright Dorukcan.com
SiteMap | © C.C.P.