» Her Derde Deva Bizde Bedava; Dorukcan Bilgi Paylaşım Platformu

    • Facebook Hesabınız İle Sitemize Hızlı Üye Olup Giriş Yapabilirsiniz
    • Veya Bilgilerinizi Kendiniz Girerek Üye Olup Giriş Yapabilirsiniz

» Haber Kategorileri

» Hit Haberler

» Son Haber Yorumları

» Haber İstatistikleri

  • Haber Sayısı 347

  • Okunma Sayısı 744919

  • Kategori Sayısı 7

  • Yorum Sayısı 429

» Sanat ambulans bekliyor. Lenevt Kırca

Haber Resmi
Bookmark and Share
  • Beğenenler (0) Beğenmeyenler (0) Toplam (0)
      Beğenenler & Beğenmeyenler
Beğen Beğenme
Güncel Haberler Kategorisinde Gez
               

Benim esas işim oyunculuk. Ama oyunculuğumun yanı sıra yazdım; durmadan yazdım. Oyun yazdım, skeç yazdım. Yazdım da yazdım. Yazdım da yazdım. Sonunda Aydınlık beni köşe yazarı da yaptı. Bir yıldır köşe yazıyorum. Ne mutlu bana.

Hele siz lafı getireceğim yere bir bakın. Demem şu ki, yazı yazmak sorumluluk işi. Yazdığınız her yazı bir belge. Sonunda geri döner, yazdığınız bir yazıyla yüzleşirsiniz de. O nedenle “örnek” bir yazar olmalısınız; “kötü örnek değil”.

Çok değerli köşe yazarlarımız var. Bunlar, ülke insanını besleyip aydınlık geleceğe yürüten insanlar. Günümüzde bazıları kalemlerini satmış. Bazısı iktidarın borazanı olmuş, isteyerek ya da istemeyerek. Bakınız Mehmet Altan’a; önce hükümet destekleyicisiydi. Hükümetten umduğunu bulamayınca tam bir “karşıt” oldu. Şimdilerde herkes onu eleştiriyor. Ben onun yerinde olsam, utancımdan insan içine çıkamam.

Tek vücut olmalıyız
Bütünüyle medyayı düşününüz. Türkiye’nin geleceği için önce medyanın bütünleşmesi, birlik olması lazım. Zira ülke için çabalayan yazarlar yalnız kaldılar. Bazı güçler, onların hakkından birer ikişer geliyor. Önceleri “bir şey olmaz” diyenler, şimdi “artık çok geç” diyorlar. Hiçbir şey için geç değildir.

Bugün, sıradan köşe yazarlarının bile alaşağı edildiği günler yaşıyoruz. “Ben etliye sütlüye karışmıyorum” zihniyeti de yok eder sizi. Örneklerini görüyor ve yaşıyoruz.

Aman dikkat
Yarın televizyonların sadece belgesel gösterecekleri, gazetelerin tek dilden yayın yaptığı, tiyatronun sinemanın “sahibinin sesi” olmayacağı günler bekliyor bizi. Heykelsiz, resimsiz, sanatsız günler. Elbirliğiyle bu günlerin gelişini hızlandırmayalım. “Bir şeylerin” arifesi yaşanıyor. Sanat adına bu günler birlik, beraberlik ve dikkat gerektiriyor. Bakınız bir tiyatro topluluğunu oyun esnasında satırla kovalamışlar. Bunu yapanlar tespit edildiği halde tutuklanmıyor.

Din bezirgânlığı
Dindar gençlik yetiştirilecekmiş. Bugünkü gençlik dinsiz mi? Bizler, anamız, babamız dindar değil miydik?

Amaç, dini politik amaçla kullanmak.

Benim bazı köşe yazarlarından istirhamım var, yazılarını daha anlaşılır şekilde yazsınlar. Halkın anlayacağı kelimeler kullanılmalı. Olaylar, baş harfler bir araya gelerek kısaca anlatılıyor. Bunların açılımlarını da yazılarımızın içinde kullanmalıyız. Matematik ya da kimya formülleri çözdürmemeliyiz vatandaşa. Yazdığınız o güzel yazıları okurlarımız tercümanla okumamalı.

Sanatın başına gelenler
Sanat, toplumun okuludur. Halkın yansımasıdır, soluğudur. Söz ettiğimiz durumlardan önce sanat etkilenir. Sanat, bir toplumun “ten”idir, “cilt”idir. Sanat toplumu bilinçlendirdiği için, önce onu yok ederler.

Sanatçıların durumu ortada, örneğin ben. Kendimi, elleri kolları alçıya alınmış bir ahtapot gibi hissediyorum.

Dertli çal kemancı
Çekilen filmlerde kalite seviyesi ciddi anlamda düştü. Televizyon dizilerinin pek çoğu berbat denilebilecek seviyede. Çoğu birbirinin tekrarı. Vasat hatta vasat altı pek çok sanatçı günün nimetlerinden nemalanma çabası içinde, ortalık dönek doldu. Ülkenin çok değerli sanatçıları evde aç susuz otururken, filmlere dizilere sanatçı oldukları dahi tartışılacak insanlar gidiyor. Türkücüler, mankenler, karikatüristler artist oldu; bazı köşe yazarları şarkıcı oldu.

Sezen Aksu çizgi film seslendirmesine katılmış, ne haddine. Seslendirmenin de usta sanatçıları var. Seslendirme dediğiniz şey, önemli ve zor bir iştir. Siz Sezen’i ağırlayacaksınız diye, kaliteyi aşağı çekemezsiniz. Tarkan’a da belgesel konuşturdular, oldu mu? Olması mümkün mü? Sorusu bile hata.

Sanatta alınmış, kat edilmiş yollar, tecrübe, emek, kabiliyet, kalite, bunların hiç mi önemi yok? Ortalıktakiler yandaşlığın ödüllendirilmesini yaşıyorlar. Nasıl Van depreminde, millet evlerine giremeyip çadırlarda yaşarken, evler hırsızlara yağmacılara kalmış. Bunlar da sanat hırsızı ve sanat yağmacısı.

Dostlar, söylenmekle olmaz. Sahiplenmek lazım. Giderek bu kalitesizlik, seviyesizlik önce alışkanlık yaratır, sonra beğenilmeye başlanır. Bu da kalitemizi düşürür.

Umudumuz CHP’nin
Ciddi bir sanat politikasının olması lazım. Zira ülkemiz de sanat ambulansı bekliyor.

Bir bardak su
Bana diyorlar ki, “E, be birader sen de hiçbir şeyi beğenmiyorsun”. Gerçekten de beğenmiyorum. Halkı uyutan, aldatan hiçbir şeyi beğenmiyorum.

“İçtiğiniz bir bardak suyu çaktırmadan her gün biraz kirletsek, on beş gün sonra siz hâlâ aynı suyu içtiğinizi sanırsınız.”

Bu, yediğimiz gıdalar için de geçerli. Tersini yaparsak kaliteye yükselirsiniz. Biz sizi yönetiyorsak, sizin oyunuz ve seçiminizle buraya gelmişsek, niye sizi kaliteye yükseltmeyelim.

Güzel olanı görüyorum
Beğendiklerimi de yazıyorum, sizinle paylaşıyorum. Örneğin bu hafta bir oyun seyrettim. Adı; “Önce bir boşluk oldu kalp gidince, ama şimdi iyi”. Belediye, büyük emeklerle oluşturdukları Talimhane Sahnesi’ni otopark yapma gerekçesiyle ellerinden almış. Onlar şimdi Şişli’de “Black Out” çarşısının içinde, Kedi Tiyatrosu’nun sahibi, yönetmen Hakan Altıner’in tırnaklarıyla oluşturduğu salonda oynuyorlar. Hakan’ın salonu ne şartlarda yaptığını, bana anlattıklarından biliyorum. Tefecilerden aldığı paraları, evini ocağını satarak ödemiş. Sonuçta bir salonumuz oldu. Kendisine teşekkür borçluyuz.

Gelelim oyuna; yöneten Mehmet Ergen; oyuncuları Esra Bezen Bilgin ve Güliz Gençoğlu. Çok başarılı bir iş çıkarmışlar. Hele başrolde oynayan Esra Bezen Bilgin’i ağzım açık seyrettim. Oyunculuk nedir, iyi bir örnek istiyorsanız, gidin bu kızı seyredin. Götürün Sezen Aksu’yu (tabi halk yuhalamazsa), izlesin de oyunculuk öğrensin.

Bal tutan parmak yiyor
Barlas, hükümetin kanalı NTV’de, almış hükümetin şarkıcısı Sezen’i de, karşılıklı mavra yapıyor. Baktım dayanamayacağım, kalbim sıkıştı, kapadım televizyonu. Bir “Ruhi Su” plağı taktım pikaba, döndürdüm durdum. Bittikçe baştan koydum. Onurlu bir sanatçının namelerine daldım gittim.

Aklıma gelmişken, Atatürk’ün yasaklanan “Gençliğe Hitabe”si henüz çocuklarımızın kitaplarında mevcut. Açın bir okuyun bakalım, ne diyor. Neye muhtacız, hep birlikte görelim.

Levent Kırca / Aydınlık



Etiket : Sanat, ambulans, bekliyor , Lenevt, Kırca,
HABER BİLGİLERİ
Ekleyen : Dorukcan | Kategori : Güncel Haberler | Tarih : 23.02.2012 13:17:29 | Hit : 1860 | Yorum : 0

» Haber Yorumları

HABER YORUM YAZ

 

» Copyright

2oo8-2o15 © Copyright Dorukcan.com
SiteMap | © C.C.P.